“Sen çocuksun; çocuk”

4 Ağustos 2007

Aziz ve âlicenap Atatürk’ün emirleri üzerine İş Bankası’na borçlanarak satın almış bulunduğum ve gerek uzun süren bir hastalığım gerek sadece beceriksizliğim yüzünden bir türlü faydalanamadığım, faydalanmak şöyle dursun, bankaya borcumun faiz faiz üstüne binerek ödeyemeyeceğim bir yekûn tuttuğunu görüp yalnız azabını çektiğim Çankaya’daki bağı, hiçbir kâr bilmeksizin satmak kararında olduğumu söylemek üzere, günün birinde, İsmet Paşa’ya başvurmuştum. O beni küçümseyici bir bakışla tepeden tırnağa süzdükten sonra şu sözü söylemekle yetinmişti: “Sen çocuksun; çocuk…”?

Başvekilin hâlâ kulaklarımda çınlayan bu sözle ne demek istediğini anlamak için pek derin düşünmeye hacet yoktu sanırım. Evet, onun dediği gibi şahsî menfaat işlerinde ben bir çocuktum ve İsmet Paşa böyle olmamı, besbelli, bir eksiklik bir başarısızlık telakki etmekte idi. Şu halde, demek oluyordu ki, onca arsa spekülasyonu yapanlar, kazanç peşinde koşanlar akıllı ve başarılı kimselerdi.

Yakup Kadri KARAOSMANOĞLU, Politikada 45 Yıl

İsmet Paşa, her şeyden evvel maharetli bir taktikçidir. Atatürk devrinde uzun yıllar iktidarda tutunabilişini en ziyade bu kabiliyetine borçludur. O devir boyunca liderle Büyük Millet Meclisi arasında –kâh birine, kâh öbürüne– dayanmak suretiyle uyguladığı baskül hünerlerini yakından görmüş olanlar bu müşahedemin ne kadar doğru olduğunu tasdikte tereddüde düşmezler sanırım. Lakin ta o zamanlardan tanık aramaya ne lüzum var? İsmet Paşa şu son yıllardaki iktidarında da meclisle ordu arasında aynı hünerleri göstermemiş midir?

Yakup Kadri KARAOSMANOĞLU, Politikada 45 Yıl

Bir radyo hatırası

4 Ağustos 2007

Bir gün Kudsi [Erguner] İsviçre’de Suisse Romande radyosundan görev alarak Radyo’ya geldi. Elinde bir Nagra teyp vardı. O çağın en üstün ses kayıt cihazı olan bu âlet, çok az kimsede bulunuyordu. Nagra’yı İsviçre’de Mösyö Kudelski denen bir Polonyalı, iki oğluyla birlikte özel atölyesinde yılda birkaç tane üretiyor, sattığı kişi veya kurumları deftere kaydediyordu. Her Nagra’nın cins yarış atı gibi künyesi vardı. O zamanlar Nagra’sı olanlar parmakla gösterilir, adam kişilik kazanırdı.

Nezih UZEL, Radyoda Bir Gün (İstanbul Radyosu Hatıraları)